Canlıların Sınıflandırılması
Hayatın Dilini Öğrenmek İçin...
Kromozom Sayı ve Yapısındaki Değişimler
Hayatın Dilini Öğrenmek İçin...
İnsanda Destek ve Hareket
Hayatın Dilini Öğrenmek İçin...
Hücre Zarı ve Duvarı
Hayatın Dilini Öğrenmek İçin...
www.biyolojidefteri.com
Hayatın Dilini Öğrenmek İçin...
Endokrin Sistem
Hayatın Dilini Öğrenmek İçin...
Biyoteknoloji ve Gen Mühendisliği
Hayatın Dilini Öğrenmek İçin...
Canlılarda Enerji Donusumleri
Hayatın Dilini Öğrenmek İçin...
Biyoloji Dersine Nasıl Çalısmalıyız?
Hayatın Dilini Öğrenmek İçin...
www.biyolojidefteri.com
Hayatın Dilini Öğrenmek İçin...
Mitoz ve Eşeysiz Üreme
Hayatın Dilini Öğrenmek İçin...
www.biyolojidefteri.com
Hayatın Dilini Öğrenmek İçin...
İki günü eşit olan aldanmıştır.Hz. MUHAMMED ( S.A.V ) +++++++ Hayatta en hakiki mürşit, ilimdir. M. KEMAL ATATÜRK +++++++ İlim Çin'de de olsa gidip alınız. Hz. MUHAMMED ( S.A.V ) +++++++ Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar. M. KEMAL ATATÜRK +++++++ Yeryüzündeki alimler, gökteki yıldızlar gibidir. Hz. MUHAMMED ( S.A.V ) +++++++ Ya öğreten, ya öğrenen, ya dinleyen, ya da ilmi seven ol. Sakın beşincisi olma, helak olursun. Hz. MUHAMMED ( S.A.V )

Kan plazmasında asılı durumda bulunan iki tip hücre bulunur. Bunlar;

Oksijen taşıyan alyuvarlar ( eritrosit )

Savunmada görev yapan akyuvarlar ( lökosit )

Bunlardan başka pıhtılaşmadan rol oynayan kan pulcukları ( trombosit ) da hücre parçaları olarak plazmada yüzerler.

Alyuvarlar ( Eritrositler )

dolasim42

Sayıca en fazla olan kan hücreleridir.

1 mm3 kanda dişilerde 4 - 4,5 milyon erkeklerde ise 4,5 - 5 milyon adettirler. Testosteron hormonunun alyuvar yapımına etkisi olması sebebiyle

Yapıları görevlerini en iyi yapabilecek şekilde dizayn edilmiş olup, ortaları kenarlarına göre daha ince içbükey disklerdir.

İç bükey disk şeklinde yapılanmaları sayesinde yüzey / hacim oranı artırılmış ve gaz alış verişi kolaylaştırılmıştır.

Aktif hareket edemezler. Kanın akışıyla yer değiştirirler.

Kılcal kan damarlarının duvarlarından geçemezler.

Olgun dönemde daha çok oksijen taşımak için çekirdek taşımazlar.

Böylece alyuvar içerisine daha çok hemoglobin yerleşebilir. ( yaklaşık 250 – 300 milyon )

Protein sentezleme yetenekleri yoktur.

Mitokondri içermeyip enerji gereksinimlerini glikolitik yolla sağlarlar. Bu sayede oksijen taşıma verimleri artar.

Kan gruplarının belirlenmesi alyuvar zarındaki glikoprotein çeşidine bağlıdır.

Embriyo döneminde karaciğer ve dalakta, yetişkinlikte kırmızı kemik iliğinde üretilirler.

Dolaşımdaki ömürleri yaklaşık 120 gündür.

Ömrünü tamamlayan alyuvarlar dalak, karaciğer ve lenf düğümlerinde yıkılır.

Yıkımları sonucu oluşan Fe, karaciğer ve kırmızı kemik iliğinde depolanarak yeni alyuvar yapımında kullanılırlar.

Hem grupları ise bilüribine çevrilerek karaciğere taşınır. Karaciğerden safra kanalı ile sindirim kanalına boşaltılır ve dışkılama ile atılır.

Kandaki miktarları dokulara giden oksijen miktarı ile denetlenir.

Eğer dokulara yeterli oksijen gitmiyorsa böbrekler plazma proteinlerinden bazılarını eritropoietin denilen hormona dönüştürür. Bu hormon sayesinde alyuvar yapımı artar.

Akyuvarlar ( Lökositler )

dolasim41

Ortak görevleri enfeksiyonlara karşı savaşmaktır.

Normal zamanlarda 1mm3 kandaki sayıları 5 – 10 bin arasındadır. Ancak enfeksiyon hallerinde sayıları artar.

Hücre çekirdekleri ve organelleri vardır. Protein sentezi yapabilirler.

Amip gibi yalancı ayak oluşturarak aktif hareket edebilir kan akışının tersi istikametinde yol alabilirler. ( Kemotaksi )

Kılcal kan damarı duvarlarından dışarı çıkıp doku sıvısında bulunabilirler.

Mikroorganizmalar haricinde hasar görmüş doku kısımlarını da parçalarlar.

Ömür uzunlukları 4 saat ile 4 gün arasında değişir.

Lökositler granüllü ve granülsüz olmak üzere 2 çeşide ayrılır.

Granüllü akyuvarlar ( Granülositler )

Çekirdekleri boğumludur.

Sitoplazmalarında granül şeklinde görülen yapılar lizozim enzimi ile dolu paketlerdir.

Kırmızı kemik iliği tarafından üretilirler.

Bazofil , eosinofil ve nötrofil olmak üzere 3 tipleri vardır.

Nötrofiller

Akyuvarlar içerisinde sayıca en çok olanlarıdır. ( % 65 – 70 )

Fagositozla bakteri ve yıpranmış doku kısımlarını yok ederler.

 

 

Bazofiller

Fagositoz yapma yetenekleri yoktur.

 

Sayıca en az lökosit tipidir.

 

Kanın damar içinde pıhtılaşmasını engelleyen heparin salgılar ve histamin taşırlar.

 

Histamin maddesi kılcal kan damarı duvarlarının geçirgenliğini artırır. Ödem oluşumuna sebep olur.

 

Eosinofiller

Fagositoz yetenekleri vardır.

Kan pıhtısının erimesini sağlayan plazminojen maddesini taşırlar.

Parazitlerin dış duvarına yerleşerek parçalayıcı enzimler salgılarlar.

Ürettikleri kimyasallarla tenya, kancalı kurt gibi parazitlere karşı savaşırlar.

Ürettikleri kimyasallar parazitin sinirsel yapılarına saldırır.

 

Granülsüz akyuvarlar ( Agranülositler )

Sitoplazmaları homojen görünümlü tanecik bulundurmayan hücrelerdir.

Sitoplazmalarındaki lizozomlar az sayıda olduğu için granülsüz kabul edilirler.

Çekirdekleri büyük ve yuvarlaktır.

Kemik iliğine üretildikten sonra dalak, lenf düğümleri ve timüs bezi gibi lenfatik organlarda aktif hale getirilirler.

Monosit ve lenfosit olmak üzere iki tipi mevcuttur.

Monositler

En büyük kan hücresidir.

Fasulye şeklinde tek ve büyük çekirdekleri vardır.

Dolaşımda kısa süre kaldıktan sonra dokulara geçerek doku makrofajlarına dönüşürler.

Bazı makrofajlar tüm vücudu dolaşırken bazıları özel dokularda sürekli kalır. ( Karaciğerdeki kupfer hücreleri, akciğerlerdeki alveolar makrofajlar, bağ dokusundaki histiyositler ve böbrek, beyin, lenf düğümleri ve dalaktaki özel hücreler )

Fagositoz yetenekleri oldukça fazladır.

Eğer mikroorganizma hücrenin tek başına fagosite edemeyeceği kadar büyükse birkaç monosit birleşerek fagositik dev hücre denen hücreyi oluştururlar.

 

 

Lenfositler

En küçük akyuvar çeşididir.

Fagositik yetenekleri yoktur.

Özgül bağışıklık hücreleridir. Hastalık etkeninin protein yapılı antijenlerini tanır ve sadece belirli antijenleri taşıyan hücrelere saldırır.

Sinir doku dışında bütün dokularda bulunurlar.

Lenfositlerin çoğu vücut dokularında özellikle lenf düğülerinde, dalak , timüs , bademcikler, geniz eti ve sindirim sisteminin lenfoid dokularında yerleşmiştir.

Kemik iliğinde aktifleşenler B ( İngilizce bone ), göğüs boşluğunda kalbin üzerinde yer alan Timüs bezinde aktifleşenler ise T lenfositi adını alır.

 dolasim40

Her iki lenfosit tipi de dolaşıma katılmadan önce vücudun kendi antijenlerine saldırıp saldırmadıkları bakımından testten geçirilirler.

Vücut antijenlerine saldıranlar dolaşıma katılmadan öldürülür.

T ve B lenfositlerinin bazıları uzun süreli hafıza hücrelerine dönüşür.

T hücreleri doğrudan antijene saldırarak savunma yaparken, B hücreleri ürettikleri antikor proteinleri ile savunma yapar.

Kan Pulcukları ( Trombositler )

1 mm3 kanda yaklaşık 150 – 400 bin kadar bulunurlar.

Renksiz ve çekirdeksiz hücreler olup kemik iliğindeki büyük hücrelerden kopan parçacıklardır.

Ömürleri 7 -10 gün arasındadır.

Ömrünü tamamlayanlar karaciğer ve dalakta parçalanır.

Kan pıhtılaşması için gerekli proteinlerden bazılarını salgılarlar.

( Tromboplastin )

Tum Haklari Saklidir. 2015 Biyoloji Defteri design by Ahmet